Petrol fiyatları, 28 Ekim Çarşamba günü Suudi Arabistan’ın önemli petrol tesislerinden birine yönelik füze saldırısı iddialarının ardından yükselmeye başladı. Önceki gün Orta Doğu’daki diplomatik görüşmelerin etkisiyle gerileyen Brent petrolü, yeniden 115 doların üzerine çıktı. Piyasalarda, bölgedeki çatışmaların ham petrol üretimini ve sevkiyatını olumsuz etkileyebileceği endişesi ön plana çıkıyor.
Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’ın Ras Tanura petrol rafinerisini hedef aldıklarını açıkladı. Suudi yetkililer ise saldırının gerçekleştiğini ve tesiste hasar meydana geldiğini henüz doğrulamadı. Yine de günlük yüz binlerce varil işleme kapasitesine sahip olan bu tesisin gündeme gelmesi, petrol piyasasında arz güvenliği konusundaki kaygıları artırdı.
Brent yüzde 1,3 arttı, WTI 101 doları geçti
Uluslararası piyasalarda Brent petrolün varil fiyatı, 28 Ekim saat 04.40 TSİ itibarıyla yüzde 1,3 artarak 115,36 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 1,22 değer kazanarak 101,12 dolardan işlem gördü. Böylelikle her iki gösterge petrol türünde de önceki gün yaşanan düşüşün ardından yön tekrar yukarı döndü.
Petrol fiyatları 27 Ekim Salı gününü düşüşle kapatmıştı. Brent yaklaşık 2 dolarlık gerileme ile 113,88 dolardan kapanırken WTI da 99,90 dolara inmişti. Çarşamba sabahındaki artış, diplomatik girişimlerin yarattığı iyimserliğin bölgedeki yeni güvenlik riskleri karşısında ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
550 bin varillik rafineri için açıklama bekleniyor

Saldırı iddialarının merkezindeki Ras Tanura rafinerisi, Suudi Arabistan’ın en önemli petrol işleme tesisleri arasında yer alıyor. Günlük yaklaşık 550 bin varil ham petrol işleme kapasitesine sahip olan bu rafineri, ülkenin enerji altyapısı açısından kritik bir öneme sahiptir. Aynı bölgede bulunan petrol terminali de ham petrolün uluslararası piyasalara taşınmasında temel bir rol oynamaktadır.
Husiler tesise füze saldırısı gerçekleştirdiklerini öne sürerken Suudi Arabistan’dan iddiayı doğrulayan bir açıklama gelmedi. Bu nedenle rafineride üretimin durduğu ya da kapasitenin azaldığı veya ihracatın kesintiye uğradığına dair kesin bir değerlendirme yapmak için henüz yeterli bilgi mevcut değil. Petrol fiyatlarına yansıyan ilk tepki daha çok olası arz kesintisi riskinden kaynaklanmaktadır.
Diplomasi fiyatları düşürmüştü; saldırı iddiası yönü değiştirdi
Petrol piyasasında hafta başından beri diplomatik temaslar ile güvenlik endişeleri arasında ciddi fiyat dalgalanmaları yaşanıyor. İran, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında gerçekleştirilen görüşmelerin bölgesel gerginliği azaltabileceği umudu ortaya çıkmıştı. Bu durum haftanın başında Brent petrolünün fiyatlarının 115 doların üzerinde iken salı günü alt seviyelere gerilemesine yol açmıştı.
Ancak enerji tesislerine yönelik saldırı iddiaları ve deniz taşımacılığındaki güvenlik sorunları nedeniyle fiyatlardaki düşüşün kalıcı hale gelmesi zor görünüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat riskleri, ham petrolün yalnızca üretim miktarına değil taşıma güvenliğine de duyarlı hale gelmesine neden olmaktadır. Bölgedeki herhangi yeni bir kesinti durumu hem ham petrol hem de tanker navlunları ile sigorta maliyetleri üzerinde baskıya neden olabilir.
OPEC+ kararı öncesinde arz belirsizliği büyüyor

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve müttefiklerinden oluşan OPEC+ grubunun 1 Kasım Pazar günü üretim politikasını gözden geçirmesi bekleniyor. Piyasalarda grubun aralık ayına ilişkin üretim hedeflerini değiştirmeyeceği yönünde beklentiler öne çıkıyor. Ancak bazı üretici ülkelerin mevcut hedeflerinin altında üretim yapması ise kâğıt üzerindeki kapasite ile gerçek arz arasındaki farkın önemini artırıyor.
Ayrıca ABD’deki petrol stokları da yatırımcıların dikkatinde bulunuyor. 23 Ekim’de sona eren haftaya ait veriler ham petrol stoklarında sınırlı bir artışa işaret ediyor olsa da stoklardaki küçük değişikliklerin fiyatlar üzerindeki etkisi Orta Doğu’daki arz güvenliği endişelerinin gölgesinde kalabilir.
Türkiye’de akaryakıt ve enflasyon açısından neden önemli?
Türkiye’nin ham petrol ithalatına olan bağımlılığı uluslararası petrol fiyatlarındaki artışların önemli maliyet unsurları haline gelmesine yol açmaktadır. Brent fiyatlarının yükselmesi döviz kurlarındaki dalgalanmalarla birlikte rafineri maliyetlerine ve akaryakıt fiyatlarına yansıyabilmektedir. Ancak pompa fiyatlarına yapılacak muhtemel değişiklikler yalnızca Brent’teki günlük artışlara bakılarak belirlenemez.
Pek çok ürünün nihai fiyatını etkileyebilecek şekilde taşımacılık, lojistik ve üretim giderleri üzerinden geniş çaplı bir maliyet baskısı oluşturabilir; özellikle motorin maliyetindeki kalıcı artış yük taşımacılığı ve tarım faaliyetleri aracılığıyla birçok ürünün son tüketiciye ulaşan fiyatlarını etkileyebilir. Bu nedenle petroldeki gelişmeler sadece araç sahiplerini değil genel tüketici enflasyonunu da doğrudan etkilemektedir.
Merkez Bankası enerji fiyatlarını risk olarak değerlendiriyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdiği belirtilmişti. Karar metninde jeopolitik gerginlikler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü bir risk oluşturduğu vurgulanmıştır. Böylelikle petroldeki gelişmeler Türkiye’nin para politikası açısından dikkatle izlenen faktörler arasında yer almaktadır.
Brent petroldeki yüksek seviyeler enerji ithalat faturasını artırırken aynı zamanda enflasyonun düşme hızını da etkileyebilir. Fiyatların önümüzdeki günlerde izleyeceği seyir açısından Ras Tanura’ya yönelik saldırı iddiasıyla ilgili resmi açıklamalar, bölgesel diplomasi ve OPEC+ toplantısının sonuçları belirleyici olacak.